ikinci ölüm

bir arkadaşımın köpeğinin memelerinden süt geliyormuş, eğer bir köpek anne olmadıysa yaşanan bu durum onun zamanla memelerinde kist oluşturacak ve kötü huylu hücreler yer edinirse de kansere dönüşecekti, kendisine bunları önceden anlatınca olaya çözüm odaklı yaklaşarak durumu kontrol altına almaya çalışmış

neyse

sonra kendi kendime sordum; bu tür bir bilgiye nasıl sahiptim?

bir köpeğin meme kanseri olma ihtimali hakkındaki ön bilgimin kaynağı neydi? 

bir yerde mi okumuştum, hayır

ama hayatımın bir döneminde yaşamıştım, 

Zeytin meme kanseri olunca onu düzenli aralıklarla kontrol amaçlı İzmir'de bir veterinere götürürdük o bizim sahiplendiğimiz ilk kara kızımız poodle köpeğimizdi, önce kistli memesi alınmıştı, daha sonra ilaçlar bakımlar destekler ardından yeni bir kist oluşumu belirdi ve veteriner hekim bize az bir ömrü olduğundan bahsetmişti, Zeytin bunu bilmiyordu ama vücudunda olup bitenlerden habersiz değildi, ara ara memelerinden iltihaplar akıyordu zayıflıyor, halsizleşiyor ve günden güne eriyordu kısa bir süre sonra da vefat etmişti, hatta annem Zeytin'in sekeratta olduğunu düşündüğü son birkaç gün ağzına pamukla su verip başında Yasin okuyordu. 

o, canını teslim etmenin stresi altında son nefeslerini alıp vermeye çalışıyordu, zorlanıyordu. 

nenem ve dedem de zorlanmıştı, ölmeye çalışmanın stresi, bu duruma şahit olanları da derinden etkiliyor ve "kurtuldu" diye ölüme razı kılıyordu.

her kayıp bir sonraki kaybın sızısını hafifletiyor gibiydi bana kalırsa, nenem öldüğünde onun rengi solmuş, fotoğrafı eskimiş kimliğine "geçersizdir" damgası vurulduğunda yanan kalbim, sessiz bir yastı ergenliğimde, herhalde 16 yaşındaydım, tüm komşular bir odada toplanmış nenemin kurtulmasını bekliyorduk, ben omzumu birinci kattaki yaşlı komşumuz Seher teyzenin omzuna yaslamış gözlerimi kapatmış sessizce ağlıyordum, gözlerimi hiç açmıyordum nenemin son nefesini nasıl verdiğini görmek istemiyordum çünkü zihnimde hep öyle kalacaktı ya işte ona fırsat vermemiştim, balkona bir bayrak ve bir yemeni asılmıştı ki cenaze evini kolayca bulsun diye insanlar, dedem geldi nenemle vedalaştılar sonra nenem kurtuldu, onu kahverengi bir battaniyeye sardı kadınlar, yere boylu boyunca uzandı, ne kadar uzundu, ama nenem küçük bir kadındı, ölünce büyüdü kocaman bir kadın oldu, üstüne bir bıçak koydular, oturma odasında tüm kadınlar oturduk nenemin kurtuluşunu izledik. 

ama o ölüm ilk ölümdü, ilk ölümlerin bir huyu olduğunu düşünürüm, o acıyı kalbine saplar, hayattaki başarısızlıklarda, yıldığında kendini sevgisiz, savunmasız ve değersiz hissettiğinde kalbini deşer durur sana o ilk ölümü hatırlatır. "Seni en çok seven öldü, artık seni kimse öyle sevmeyecek" diye bas bas bağırır.

ilk ölümün başkaca huyları da var elbet, çoğu zaman sinsice unutturur kaybını, biri seni sevdiğinde, insanların içine karıştığında, başarına başarı kattığında ama sen tüm bunlar olurken çarşının ortasında kaybettiklerine benzeyen birini gördüğünde sanki ona hiç veda etmemiş gibi, yaşıyor bak der gibi koşa koşa sarılmak istersin bir yabancıya, olası bir yabancı bir an 'da en bilindik biri oluverir. 

ilk ölümün en iyi huyu seni ikinci ölüme alıştırmaktır, ikinci ölüm gelirken sen artık birinin bu dünyadan gitmeye hazır olduğunu anlarsın, yüzünün rengi değişir, benzi soluklaşır, kilo kaybı yaşanır, burun daha da aşağı düşer, o canını kaybetmeye çalışırken yeterince sessiz olunması gerektiğini bilirsin yardım edersin ona, evet ölen birine de yardım edilmesi gerekir; eğer yeterince sessiz olmazsan uykuya dalarken biri seni aniden uyandırdığında sıçradığın gibi sıçrar ölmeye çalışan biri, sonra günlerce bekler yeniden ölmek için. 

ikinci ölümde siyah bir poşetin içinde verilen son giysiler en cesurlar tarafından sahiplenilir, üstünde hâlâ az da olsa ikinci ölenin kokusu vardır.

ikinci ölümde plânlar daha düzenlidir, ikinci ölüm barışçıldır, yakınlar aranır onlara haberler verilir son bir kez da görmek üzere davet edilir, yakınlar gelir herkes bir işin ucundan tutar, yıllarca birbirini görmeyen insanlar cenazede sarılır, küsler barışır, 

ikinci ölümde kaybın üşümez mesela, ne hastanede ne de defin odasındaki soğuk uzun teknenin içinde uzun süre kalmaz sevdiklerin, teni sıcakken toprakla buluşur, dokunduğunda ellerin üşümez ve onu hep sıcacık hatırlarsın, artık biraz daha büyümüşsündür, ne zaman camiye ne zaman taziye evine gidilmesi gerektiğini daha iyi bilirsin, bir acıyı birlikte göğüslemenin unutulmayan bir yönü olduğunu bilirsin teselli etmezsin sadece sarılırsın.

sevdiklerin öldükçe ilk ölümün huyları ile ikinci ölümün huyları arasında bir yer edinirsin ve bilirsin.