işçi

zincir marketlerden birindeydim, kurabiye taze ekmek ve simitlerin olduğu büfeye yanaşıp kendime tuzlu bir hamur işi alırken sol tarafımdan usulca biri yanaştı görevli hanım efendiydi, gülümsedi, gülümsedim.

hamur işinin tartılarak fiyatlandırıldığı o tartının başında ikimizde sıradaydık, tarttım, 54 tl etiketi ürünün ambalajına yapıştırdım, elime taktığım şeffaf eldiveni dikkatli ve ufak ufak dokunuşlarla o kendinden kapanan kapaklı çöpe iliştiriverdim.

tüm bunlar olurken o da sırasını bekliyordu

zaten her şey saniyeler içinde olup bitti, görevli hanımı izlemeye devam ettim, hızlıca işini yaparken bir yandan da benim usulca yaklaştığım o kapaklı çöp kutusuna hiç de yabancı olmayan bir tavırla yanaştı, eliyle çöp kutusunun üzerinde birikmiş poşet ve hamur işi ambalaj kağıtlarını içeriye doğru bastırdı, güzelce avkaladı çöp kutusunun şişkin halini bir anda söndürdü ve yeni çöpler için yer açtı, çekinmedi, tiksinmedi.

ikimiz de insandık ikimizin de elleri vardı, birimiz çöp kutusuna dokunmaya çekinirken birimiz hiç yabancısı olmadığı bir temasın peşindeydi,

birimiz işçiydi 

birimiz işçinin ne demek olduğunu çoktan unutmuştu kendisi de bir zamanlar işçiyken