Ağaçlar
Bu ara ağaçlarla ilgili okumalar yapıyorum, Zeytin Okulu'nda da seminerler bitince oturduk zeytin ağacına mektup yazdık, mektuplar bende, az önce hepsini okudum, onun mutlaka bir ismi olduğunu ama henüz isimlerini bilmediğimizi ancak her birinin direnmesi gerektiği üzerinde durulmuştu, bazen gülümsedim bazen hüzünlendim mektupları okurken bakalım 8. haftanın sonunda ne hissedeceğim.
Bu süreci yönetirken kısa bir konuşma yapıyorum bu konuşmalar öncesi hazırlıkta ise zeytinin ve diğer ağaçların edebiyattaki yerini sorguluyorum, kitaplar, makaleler derken de işte bugün de bu makale hakkında bahsetmek için geldim,
İnsan ile ağaç arasındaki ilişkinin dinî anlatılardaki en eski ve sembolik örneklerinden biri, Âdem ile Havva'nın yasak ağaçla karşılaşmasıdır. Cennetin nimetlerinden serbestçe yararlanmalarına izin verilen Âdem ve Havva'dan yalnızca belirli bir ağaca yaklaşmamaları istenir. Şeytan ise ağacı ölümsüzlüğün ve sona ermeyecek bir hükümranlığın kaynağı olarak göstererek onları ilâhî sınırı aşmaya yöneltir. Ağacın meyvesinden yemelerinin ardından mahrem yerlerinin görünür hâle gelmesi ve bedenlerini cennet yapraklarıyla örtmeye çalışmaları, ağacı aynı anlatı içinde iki farklı anlamla donatır:
İnsan anlatısının başlangıcında ağaç, önce sınırın ihlal edildiği varlık, hemen ardından da insanın çıplaklığını örten ve onu koruyan varlıktır.
Bir diğer anlatı Hz. Meryem’in doğumu sırasında yöneldiği hurma ağacı, insan–ağaç ilişkisinin dinî anlatılardaki en güçlü örneklerinden birini oluşturur. Ağaç, doğum sancısı içindeki insanın dayandığı, meyvesiyle beslendiği ve çevresinde yeniden hayata tutunduğu varlıktır. Bazı tefsir ve edebî rivayetlerde kuru olduğu kabul edilen ağacın taze hurma vermesi, kuraklıktan berekete, ölüm düşüncesinden yeni bir doğuma geçişi simgeler. Bu nedenle Nahl-i Meryem, klasik şiirde de mucizevi canlanmanın, üretkenliğin ve meyve veren sözün metaforu hâline gelmiştir. Âdem kıssasındaki ağaç insanın sınandığı, bir kaynakken, Meryem’in hurma ağacı insanın en güçsüz anında dayandığı ve kendisinden hayat bulduğu bir kaynak olarak belirir.
Varlığının görünür kılınması üzerine üzerine yemin edilen ağaçlardan biri de zeytindir; İbrahim İbn Bâlî, Hikmetnâme'de şöyle diyor,
"Meger zeytûn agacın Hak tebârek
Mübârek hilkat itmişdür mübârek"
Beyitte zeytin ağacının mübarekliği, sonradan kazanılmış bir özellik değil, doğrudan yaratılışına yerleştirilmiş bir nitelik olarak sunulur.
Böylece zeytin, insanın faydalandığı doğal bir varlık olmakla birlikte ilâhî kudreti görünür kılan bir işarete dönüşür.
.....
Bu yazıya ilham veren bazı kaynaklar:
Yücel, D. (2020). Divan Şiirinde Ağaç: İnanç ve Kültür. Kesit Akademi Dergisi, 6(24), 304-323.
Ekinci, K. (2016). Kur’an’da Allah’ın Zatı Dışında Kullanılan Yeminleri Sözün Maksadı Açısından Anlamak. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 57(1), 85-102.