kuş sarayları
bir süredir geniş ve esintili balkonumuzda kumru misafir ediyoruz, aslında evimizin konumu, doğanın aman aman tahrip olmamış bir kentte iz sürmekte...
diyelim oturma odasında uyuyup kaldınız, saksağan melodisiyle uyanırsınız ya da salonda çalışırken içiniz geçti, pencerenin önüne serçeler kümülenir ve tebessüm ederek ayılırsınız,
e hadi diyelim holde ya da mutfakta işleniyorsunuz o vakit de anne kumrunun sesini dinlerken ruhsal bir şifalanma haliyle durup, bu tınının tadını çıkartırsınız,
eski evimizde böyle değildi, orada genelde kargalar birbiriyle kavga eder ve teras kattan alt kata uzanan ayak sesleri bizi ve misafirlerimizi ürkütürdü ama onlar da güzeldi simsiyah dokularına hayran kalırdım, gözetleme yeteneklerine ve vahşi tavırlarına... birlikte hareket eder sürüde çatışma yaşanır ama hiçbir zaman birbirlerinden ayrılmazlardı.
ama işte kargalar orada hakimiyet kurduğu için farklı kuşlar göremezdim, otoriter bir eğilimdi...
yeni evimizde o ala siyah kargalardan ziyade güvercinler, kumrular, serçeler ve saksağanlar var,
kumrularda, kargalarda görmediğim bir romantiklik var, sarılıyorlar, öpüyorlar birbirlerini besliyorlar, sürekli çift halinde dolaşıyorlar, yavrularını büyütürken tam bir iş birliği içindeler, birisi yorulunca eşini çağırıyor o da hemen geliyor nöbet değişimi yapıyorlar, yuvayı yaparken dişi, erkek kumrunun getirdiklerini nizami şekilde örüyor, bebeklerin üstünde adil bir zaman gözeterek oturuyorlar, bebekler büyüyor ve anne baba olarak onları uzaktan izlemeye başlıyorlar tehlike hissettiklerinde hemen bebeklerinin yanına geliyorlar... Bebekler ilk uçuş konusunda yeterince cesur değilse motivasyon konuşması yapıyorlar ve tekrar yuvayı terk edip uzaktan izlemeye başlıyorlar...
insana ihtiyaç duymuyorlar -eğer izin verilirse yuva mekânı dışında- kombinin üstünde güvenli ve havadar bir alanda ortalama 1,5 / 2 ay gibi bir sürede doğaya yeni kumrular bağışlıyorlar.
sonra garip bir şey oluyor, kakalarını bir harç olarak kullanıp kat çıktıkları mimari yuvalarından bebek kumrular uçar uçmaz hemen başka bir kumru geliyor boş yuvaya ve kuluçkaya yatıyor, sonra hikaye yeniden başlıyor.
bazı bebek kumrular kendini sevdiriyor bazıları korkuyor her hikaye birbirinin aynısı gibi ama farklı da çünkü sürekli yeni bir şey öğreniyorum onlardan, kumru oteli diyordum oraya ama kumru akademisi oldu zannımca, bugün 3. dönem mezunları verdik yani toplamda 6 yavru mezun edecektik ama bir yavru -yuvadan fırlatılmıştı- 5 mezun verdik. O 6.'yı da kalbimize sakladık.
şunu düşündüm, bizim balkon ya da başkasının balkonu... neden kumrular doğal mekanları tercih etmiyor, bu ara bunu araştırıyorum az önce bir makaleye denk geldim eski yapılarda kuş evleri var ancak yeni mimari öyle hızlı ki kuşlarla bağ kurma konusunda düşünülmüş tek bir detaya yer verilmiyor...
su konusunda da böyle, sıcaklarda küçücük pis bir oyuntu içinden -balkon yıkama suyu gibi...- su içmeye çalışan kuşlar sizin de içinizi acıtmıyor mu!
eski yapılarda ki hâlâ camilerde onlar için su içilecek alanlar var ancak yeterli değil gibi düşünüyorum, sahi kuşlar nereden su içiyor?
kuş saraylarında bir nebze olsun refah içinde olduklarını söyleyebiliriz...Anadolu'da 13. yüzyıldan itibaren varmış bu saraylar ve cami, medrese, han, hamam gibi çeşitli mimari yapılarda güneş ve rüzgara karşı korunaklı alanlar sunuyormuş kuşlara... Aslına bakılırsa, kuşların Gök Tanrı'ya ulaştıkları düşünülüyormuş dolayısıyla da kutsal kabul ediliyor ve önemseniyorlar (Vatan ve Demir, 2019). Aşağıdaki kuş saraylarına bakabilirsiniz.
tarihi mimari yapılarda durum buyken, günümüzde kuşların konumu büyük ölçüde kişisel merhamet, duyarlılık ve farkındalık ağlarına bırakılmış durumda, hatta büyük bir kesim kuşların balkonlarda bitlenmeye sebep olabileceği düşüncesiyle direkt "yuvayı boz" kanaatinde...
yani modern mimariye sığamadıkları gibi modern balkonlarda da onlara yer yok ne yazık ki!
peki neden onlara saray sunamasak da apartmandan hallice kuş odaları sunamıyoruz?
aslında Özçakı, kuş evlerini günümüz mimarisinde göremeyişimizi yapı üretim süreçlerinin bütünüyle dönüşmesiyle açıklar. Ona göre hızlı, ucuz ve standart üretimin öne çıkması; zanaatkârlığa dayalı detay üretiminin yerini fabrikasyon ve maliyet odaklı inşa süreçlerine bırakması; betonarme yapı tekniğinin yaygınlaşması ve mimarlık pratiğinde küçük ölçekli, işlevsel-estetik detayların geri plana itilmesi, kuş evlerinin güncel yapılardan silinmesinde belirleyici olmuştur (Özçakı, 2021).
bu nedenle kuş evleri artık yapının doğal bir parçası olmaktan çıkmış; sanatsal çalışmalar ya da dekoratif nesneler üzerinden hatırlanan uygulamalara dönüşmüştür, kentte gezerken hiç kuş evi görüyor musunuz mesela?
Özçakı'nın önerisi günümüz yapı üretim teknikleriyle uyumlu, seri üretilebilir, düşük maliyetli ve ekolojik bir yapı elemanı olarak yeniden tasarlanması yönünde...(Özçakı, 2021). Yani aşağıda gördüğünüz apartmanın kuytu kısımlarına konumlandırılabilecek minik kuş odaları gibi...
Kaynak
Özçakı, M. (2021). Türk Kültüründe Güvercinlik ve Kuş Evleri ve Günümüze Yansımaları, Sanat ve Tasarım Dergisi, 10(2), 238-261.
Vatan, A., & Demir, Ö. (2019). İstanbul’daki Kuş Sarayları: Son Şans. Türk Turizm Araştırmaları Dergisi, 3(3), 421-435.